Arşiv logosu
  • Türkçe
  • English
  • Giriş
    Yeni kullanıcı mısınız? Kayıt için tıklayın. Şifrenizi mi unuttunuz?
Arşiv logosu
  • Koleksiyonlar
  • Sistem İçeriği
  • Analiz
  • Talep/Soru
  • Türkçe
  • English
  • Giriş
    Yeni kullanıcı mısınız? Kayıt için tıklayın. Şifrenizi mi unuttunuz?
  1. Ana Sayfa
  2. Yazara Göre Listele

Yazar "Özbey, Caner" seçeneğine göre listele

Listeleniyor 1 - 4 / 4
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    Frequency of Incidental Cancer in Transurethral Prostate Resection Materials and Our Clinical Approach to These Patients; a Retrospective File Scan
    (2019) Özbey, Caner; Öztorun, Kenan
    Aim: This study aims to determine the incidence of cancer inpatients who underwent transurethral resection of the prostate(TUR-P) due to bladder outlet obstruction and to share our clinicalapproach to these patients at Niğde Ömer Halisdemir UniversityTraining and Research Hospital.Material and Method: The pathology reports of 650 TUR-Pspecimens from January 1, 2012, to December 31, 2017, wereretrospectively screened. In the pathology results of the prostaticadenocarcinoma patients, the age, tumor stage and Gleason score(GS) were evaluated. Physical examination data and the serum totalProstate Specific Antigen (PSA) levels, as well as the radiologicalfindings, were analyzed according to the hospital records.Results: After excluding nine patients with known prostate carcinomathere were 15 adenocarcinomas out of 641 patients(2.34%). The mean age was 72. Eleven patients were diagnosedas GS 6, and four patients were diagnosed with GS 7 prostateadenocarcinoma. Serum total PSA levels ranged from 1.56 to9.22 ng/mL. T1a tumor was detected in 11 patients and T1b tumorin 4 patients.Conclusion: Considering the studies that reported incidentalprostate cancer (IPC) rates in the PSA era, our rate is close tothe lower limit. The application of primary therapies should not beavoided in patients with IPC after TUR-P.
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    Glial Tümörlerde DNA Piloidi ve Ki-67 Proliferatif İndeksi ile Tümör Derecesi Arasındaki İlişki
    (2019) Özbey, Caner; Ocak, Güzide Ayşe; Gürer, Elif İnanç
    Amaç: Glial tümörler en sık görülen primer beyin tümörleridir.Tümör hücrelerinde DNA piloidive proliferasyon indeksi belirlenmesi, birçok neoplazide olduğu gibi glial tümörlerde de prognoz ileyakından ilişkilidir. Bu çalışmanın amacı glial tümörlerde DNA piloidi ve Ki-67 proliferatif indeksitayini ile tümör dereceleri arasındaki ilişkiyi incelemektir.Gereç ve Yöntemler: Bu çalışmaya Ekim 2003 ile Haziran 2005 tarihleri arasında AkdenizÜniversitesi Tıp Fakültesi Patoloji Anabilim Dalı tarafından incelenen 30 glial tümör olgusualındı. DNA piloidi belirlenmesi için ameliyat sırasında tümör dokusundan hazırlanan imprintpreparat, histokimyasal Feulgen boyama tekniğiyle boyanıp, Autocyte Quic® DNA programıkullanılarak incelendi. Ki-67 proliferatif indeksini belirlemek için parafin bloktan alınan kesitlereimmünohistokimyasal Ki-67 boyası uygulandı. Işık mikroskopide 400x büyütmede toplam 1000 tümörhücresinde pozitif nükleer boyanan hücreler sayıldı ve yüzdeleri alındı. Olgularda derece belirlemekiçin Dünya Sağlık Örgütü dereceleme sistemi kullanıldı.Bulgular: Tümör derecesi ile DNA indeksi (DI) ve Ki-67 proliferatif indeksi arasında anlamlı ilişkibulundu. Yüksek dereceli tümörlerde bu iki parametrenin de düşük dereceli tümörlere göre dahayüksek olduğu bulundu. Ki-67 proliferatif indeksi ile DI arasında da anlamlı ilşki bulundu. YüksekKi-67 değerleri yüksek DI değerleri ile ilişkiliydi.Sonuç: Glial tümörlerin DNA piloidisi ve Ki-67 proliferatif indeksi tümör derecesi hakkında güvenilirbilgi vermektedir. DNA piloidisinin, Ki-67 proliferatif indeks ve histopatolojik tanı/derece ile beraberdaha objektif prognostik veriler elde edilmesine olanak sağlayacağını düşünmekteyiz.
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    Kanser hücreleri üzerine Origanum Minutiflorum’un Sitotoksik Etkisinin Araştırılması
    (2019) Özkan, Oktay; Özbey, Caner; Aydemir, Işıl; Sarı, İsmail; Arat, Gonca Dönmez; Kırık, Fatma Esin; Savran, Ahmet
    Amaç: Kanser, doku ve organları istila eden ve vücudun diğer kısımlarına sıçrayabilen, hücrelerin anormal gelişimidir. Meme kanseri en çok tekrarlanan tanıya sahip ve dünya genelinde kadınlarda kanserle ilişkili ölümlerde en önde gelen sebeplerdendir. Tıbbi bitkiler bazı kanser türlerinde antikarsinojenik özelliklere sahip olabilmektedir. Bu çalışmanın amacı Origanum minutiflorum O. Schwarz & P.H. Davis’in in vitro şartlarda, meme kanseri hücre dizilerinde sitotoksik etkisini araştırmaktır.Gereç ve Yöntem: Bu çalışmada, MDA-MB-231 ve MCF-7 meme kanseri hücre dizileri ve adipoz dokudan izole edilmiş mezenkimal kök hücreleri kullanıldı. Origanum minutiflorum’dan elde edilmiş esansiyel yağa maruz bırakılmış tüm hücre dizilerinde MTT testi aracılığıyla IC50 dozu hesaplandı. Her bir hücre dizisinin IC50 dozunda eNOS, p53, PCNA ve TUNEL için immunositokimya boyaması yapıldı. Sonuçlar Graphpad yazılımı kullanılarak one-way-ANOVA kullanılarak değerlendirildi.Bulgular: Meme kanseri hücrelerinin proliferasyonu oregano yağı tarafından inhibe edildi. Oregano yağı mezenkimal kök hücrelerinde herhangi bir sitotoksik etki göstermedi. eNOS ve p53 ile apoptozisin göstergesi TUNEL’de artış yoluyla oregano yağının kanser hücrelerinde sitotoksik olduğu ortaya çıktı ve PCNA boyamada proliferasyonun azaldığı tespit edildi.Sonuç: Bizim verilerimize göre oregano yağı MDA-MB-231 ve MCF-7 meme kanseri hücrelerinde sitotoksik bir etkiye sahiptir ve diğer biyolojik aktiviteleri için aktif komponentlerini tanımlayacak testlere ihtiyaç vardır.
  • Yükleniyor...
    Küçük Resim
    Öğe
    The role of mast cells in vascularized recurrent pterygium
    (Conselho Brasileiro De Oftalmologia, 2014) Celebi A.R.C.; Özbey, Caner; Mirza G.E.
    Objective: To determine and compare the mast cell count in primary and recurrent vascularized pterygium, and in normal bulbar conjunctiva. Methods: The study included 22 patients with primary pterygium (PP group) and 28 patients with vascularized recurrent pterygium (VRP group) that underwent excision via the limbal conjunctival autograft technique. Normal conjunctiva samples were collected from the superotemporal bulbar conjunctival region, just temporal to the site from which the autograft conjunctival tissue was harvested. The total number of mast cells in the pterygium (primary and recurrent) and control tissue samples was calculated microscopically using 1% toluidine blue stain under 400× magnification. Results: The mean mast cell count in primary and vascularized recurrent pterygium tissue was 7.45 ± 2.06 mm-2 and 16.11 ± 4.33 mm-2, respectively, and the difference was significant (independent samples t-test, P<0.001). The mean mast cell count in pterygium tissue was significantly higher than that in normal conjunctiva tissue in both groups (Student's t-test, P<0.001). Conclusion: An increase in the number of mast cells might play a role in the pathogenesis of recurrent pterygium. Determination of a mast cell count cut-off value could be of diagnostic significance for recurrent pterygium.

| Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi | Kütüphane | Açık Erişim Politikası | Rehber | OAI-PMH |

Bu site Creative Commons Alıntı-Gayri Ticari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile korunmaktadır.


Merkez Yerleşke Bor Yolu 51240, Niğde, TÜRKİYE
İçerikte herhangi bir hata görürseniz lütfen bize bildirin

DSpace 7.6.1, Powered by İdeal DSpace

DSpace yazılımı telif hakkı © 2002-2026 LYRASIS

  • Çerez Ayarları
  • Gizlilik Politikası
  • Son Kullanıcı Sözleşmesi
  • Geri Bildirim