Arşiv logosu
  • Türkçe
  • English
  • Giriş
    Yeni kullanıcı mısınız? Kayıt için tıklayın. Şifrenizi mi unuttunuz?
Arşiv logosu
  • Koleksiyonlar
  • Sistem İçeriği
  • Analiz
  • Talep/Soru
  • Türkçe
  • English
  • Giriş
    Yeni kullanıcı mısınız? Kayıt için tıklayın. Şifrenizi mi unuttunuz?
  1. Ana Sayfa
  2. Yazara Göre Listele

Yazar "Çelikan, Serkan" seçeneğine göre listele

Listeleniyor 1 - 5 / 5
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    HADİS RÂVİLERİNİN ADÂLETİNİ TESPİT BAĞLAMINDA “BU İLMİ HER NESLİN ÂDİL KİŞİLERİ TAŞIR” HADİSİ ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME
    (2022) Çelikan, Serkan
    Adalet, hadis râvilerinde aranan temel vasıflardandır. Râvinin, Müslüman, âkil ve bâliğ oluşunu, dinî ve ahlâkî olgunluğunu ifade eder. Bu vasfın tespitinde şöhret ve tezkiye olmak üzere iki usul bulunmaktadır. Şöhret, râvinin, adaletiyle tanınıyor olması iken tezkiye, onun iki (muaddil) tarafından ta’dîl edilmesidir. İbn Abdilber’in (ö. 463/1071) dillendirdiği bir başka usule göre ise hadis ilmindeki titizliği bilinen her ilim sahibinin âdil olduğu düşünülür ve durumu, cerh edildiğini veya çokça yanıldığını gösteren kanıtlar ortaya çıkıncaya kadar daima adalete hamledilir. İbn Abdilber bu noktada birçok sahâbîden nakledilen merfû bir rivayeti esas alır. “Bu ilmi her neslin âdil kişileri taşır. Onlar bu ilmi aşırıların tahriflerine, câhillerin tevillerine ve bâtıl ehlinin yanlış düşüncelerine karşı korurlar.” şeklindeki bu hadis İbn Abdilber dışındaki bazı âlimler tarafından delil sayılması yanında ciddi şekilde de eleştirilmiştir. Bu çalışmada mezkûr hadisin ulaşılabilen tarikleri ve metinleri ele alınarak sıhhat durumu ve delil olmaya elverişli olup olmadığı hususu ortaya konulmaya çalışılacaktır
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    HADİS RİVAYETİ ÖZELİNDE ASHÂBIN DİNÎ BİLGİYİ PAYLAŞMA DUYARLILIĞI
    (2021) Çelikan, Serkan
    Kur’ân-ı Kerîm’de ve Hz. Peygamber’in hadislerinde yer alan çeşitli ifadeler, İslâm dininin bilgiye verdiği değeri göstermeleri bakımından oldukça açıktır. Dinin bu iki esasında bilgi yüceltilirken bunun hangi tür bilgi olduğuna genel olarak değinilmez. Fakat İslam’ın, yeni bir medeniyetin kurucusu olarak mensuplarını en başta inanç, ibadet ve ahlak bakımlarından yetiştirmek istediği izaha muhtaç değildir. Dolayısıyla temel dinî kaynaklarda üzerinde durulan bilginin mezkûr muhtevadaki bilgiyi öncelikle kapsadığı kolayca anlaşılabilir. Diğer yandan Hz. Peygamber’in (s.a.v.), ilk Mümin nesle dinin esaslarıyla ilgili bilgileri aktarma konusunda büyük bir hassasiyet gösterdiği ve öğrenilen bilginin orada bulunmayanlarla paylaşılması hususunu sıkça pekiştirdiği görülür. Buna örnek olarak “Benden bir âyet dahi olsa naklediniz…” ve “Allah, bizden bir hadis işitip de onu başkasına ulaştırıncaya kadar iyice ezberleyen kimsenin yüzünü ak etsin!..” şeklindeki hadisler zikredilebilir. Bazı hadislerde de bilgiyi gizleyenler hakkında oldukça ağır uhrevî tehditler bulunur. Hz. Peygamber’in bilginin yaygınlaştırılmasını sağlama konusundaki bu çabası ashâb tarafından da iyi anlaşılmıştır. Nitekim onların, sahip oldukları bilgiyi başkalarına ulaştırma noktasında dikkat çeken bir gayretleri ve duyarlılıkları olduğu görülmektedir. Hadis kaynaklarında ashâbın bu hassasiyetiyle ilgili çeşitli rivayetler yer alır. Bunlardan çalışmada örnek olarak seçilenler Hz. Osman (ö. 35/656), Ebû Hureyre (ö. 58/678), Ebû Zer (ö. 32/653), Muâz b. Cebel (ö. 17/638) ve Ma’kıl b. Yesâr (ö. 59/679 [?]) isimli sahâbîlerden nakledilmişlerdir. Bu rivayetlerin ortaya koyduğu üzere bilgilerini paylaşmamak ashâb açısından büyük bir vebaldir ve vefatlarına yakın bir zamanda veya hayatları pahasına dahi olsa başkalarıyla mutlaka paylaşılmalıdır. Fakat onların, can güvenliği veya yöneticiler tarafından eziyet edilme korkusuyla bazı bilgileri paylaşmadıklarını gösteren rivayetler de vardır. Paylaşmadıkları bu bilgilerin doğrudan dinî ve ahlakî yaşantıyla veya farzlarla, helallerle ve haramlarla ilgisi bulunmayan bilgiler olduğu anlaşılmaktadır. Bu bilgilerin gelecekte zuhur edecek fitneler, kıyamet alâmetleri, bazı sefih kimseler tarafından dinin yozlaştırılması, Allah’a ait hakların zayi edilmesi, ileride ortaya çıkacak bazı zorba yöneticiler, onların olumsuz halleri ve zemmedilmesiyle ilgili rivayetler olduğu belirtilmiştir ki paylaşılmalarında dinî maslahat bulunmamaktadır. Müslümanlar için örnek konumunda bulunan ashâbın bilgi paylaşımı konusundaki tavrının bilhassa sahih dinî bilgiye olan ihtiyacın önemli düzeyde arttığı günümüzde oldukça değerli bir tavır olduğu açıktır. Buna binaen dinî bilginin en doğru şekliyle yaygınlaştırılması İslâmî ilimler eğitimi almış kimseler için önemli bir görev olarak belirmektedir.
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    Hz. Peygamber’in Yahudi Bir Kadın Tarafından Zehirlenmesi Hadisesi Hakkındaki Rivayetler ve Kur’ân Dışı Vahiyle İlgisi
    (2020) Çelikan, Serkan
    Hadis ve siyer kaynaklarında Yahudi bir kadının Hayber’in fethine denk gelen günlerde Hz. Peygamber’i (s.a.v.) zehirleyerek öldürmek istediğine dair bazı rivayetler bulunmaktadır. Bu rivayetler, tespit edilebildiği kadarıyla Ebû Hureyre, Enes b. Mâlik, Câbir b. Abdillah, Ebû Lübeybe ve Ebû Saîd el-Hudrî isimli sahâbîlerden nakledilmişlerdir. Abdurrahman b. Ka’b b. Mâlik’ten nakledilen mürsel bir rivayet de bulunmaktadır. Bu rivayetlerin önemli düzeyde lafız ve muhteva farkları, ziyade ve eksik bilgiler taşıdığı görülür. Söz konusu rivayet farkları râvîlerin nakil esnasında yaptıkları bazı tasarrufların habercisi olarak görünmektedir. Bununla beraber rivayetlerin tamamı bir arada değerlendirildiğinde Hz. Peygamber’in zehirlenmesi hadisesi ile ilgili gerçekçi bir sonuca ulaşmanın mümkün olduğu anlaşılmaktadır. Diğer yandan bazı rivayetlerdeki, zehirlenmiş koyun etinin, kendisinin zehirli olduğunu haber verdiği ayrıntısı Hz. Peygamber’e gelen Kur’ân dışı vahiyle de ilişkilendirilmiştir. Reddedenler de bulunmakla birlikte Kur’ân dışı vahiy Ehl-i sünnet düşüncesinde genel olarak kabul görmüştür. Ancak Hz. Peygamber’in zehirlenmesi meselesiyle ilgili rivayetlerin Kur’ân dışı vahiy iddiasını temellendirdikleri konusu tartışmaya açık görünmektedir. Bu çalışmada ilgili rivayetler bir arada değerlendirilerek meselenin aslı ve Kur’ân dışı vahiyle ilgisi belirlenmeye çalışılacaktır.Anahtar Kelimeler: Kur’ân Dışı Vahiy, Yahudi Kadın, Zehirli Koyun Eti, Hayber Fethi, Rivayet.
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    KUR’ÂN HATMİ GELENEĞİNİN RİVAYETLERDEKİ TEMELLERİ
    (2020) Çelikan, Serkan
    Kur’ân-ı Kerîm, Müslümanların bilgi kaynakları arasındailk sırada yer alır ve hayatın çeşitli alanlarında inananlariçin rehber konumunda bulunur. Bu bakımdan Kur’ân’ayönelişte temel amaç onu anlamak ve yaşamak olmalıdır.Söz konusu pratik değerinin yanında Kur’ân’ın tilâvetide önemli bir ibadettir. Nitekim bu hususun Kur’ântanımlarında yer aldığı da görülür. Ayrıca Müslümanlar,Kur’ân’ın tamamı okunarak uygulanan, hatim isimli birgeleneğe de sahiptirler. İslâm toplumlarındaki yaygınvarlığı dikkate alındığında hatim geleneğinin Hz.Peygamber (s.a.s.) ve sahâbe devrinde bir esası bulunmasıgerektiği fikri oldukça makul görünmektedir. Nitekimhadis kaynaklarında ve İslâmî ilimlerin farklı dallarındayazılmış diğer klasik eserlerde hatim uygulamasınıtemellendiren rivayetler görmek mümkündür. Burivayetler belirlenebildiği kadarıyla Abdullah b. Amr,Kays b. Ebî Sa?sa?a, ?Irbâd b. Sâriye, Câbir b. Abdillâh veÜbey b. Ka?b isimli sahâbîlerden nakledilmişlerdir. Zürâreb. Evfâ’dan nakledilen mürsel bir rivayet de vardır. Buaraştırma, söz konusu geleneği Hz. Peygamber’in (s.a.s.)sünneti ve sahâbe uygulamasındaki temelleri açısındanincelemeyi amaçlamaktadır. Kaynağı ile ilgili bulguların,hatmin keyfiyetini de ortaya koyacağı düşünülmektedir.
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    MUHTELİFU’L-HADİS İLMİ BAĞLAMINDA NEZİR (ADAK) İLE İLGİLİ RİVAYETLER
    (2020) Çelikan, Serkan
    Nezir (adak) toplumda yaygın bir uygulama olmakla beraber hakkında Hz. Peygamber’in (s.a.v.) hadislerinde müspet ve menfi yönde farklı ifadeler bulunmaktadır. Buna göre bazı rivayetler adak yapmayı mübah kabul etmekte ve adağın yerine getirilmesi gerektiğini ortaya koymaktayken bazıları da adağı yasaklamakta ve herhangi bir fayda sağlamayacağını bildirmektedir. Farklı içeriklere sahip bu rivayetler, sıhhat şartlarını taşımaları bakımından, hadis usulü ilimlerinden muhtelifu’l-hadisin konusudur. Bu ilmin rivayetler arasındaki ihtilafı gidermeye matuf yöntemlerinden ilkine göre hadislerin gerçekte birbiriyle çelişip çelişmediği ortaya konulur. Rivayetler arasında herhangi bir çelişki yoksa iki tür rivayetin de uygulama konusu olduğuna karar verilir. Şayet giderilemeyecek türden bir çelişki varsa hadislerden geç döneme ait olanlarının öncekilerin hükmünü kaldırdığı sonucuna varılır. Kronoloji hakkında bilgi bulunamadığındaysa, bazı yöntemler kullanılarak daha güvenilir olduğu belirlenen hadisler tercih edilir. Burada da bir eşitlik görülürse o zaman hüküm askıya alınır. Bu çalışmada hedeflenen de adak konusuyla ilgili birbirine muhalif görünen bazı rivayetleri ele almak ve nasıl anlaşılması gerektiğini ortaya koymaktır.

| Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi | Kütüphane | Açık Erişim Politikası | Rehber | OAI-PMH |

Bu site Creative Commons Alıntı-Gayri Ticari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile korunmaktadır.


Merkez Yerleşke Bor Yolu 51240, Niğde, TÜRKİYE
İçerikte herhangi bir hata görürseniz lütfen bize bildirin

DSpace 7.6.1, Powered by İdeal DSpace

DSpace yazılımı telif hakkı © 2002-2026 LYRASIS

  • Çerez Ayarları
  • Gizlilik Politikası
  • Son Kullanıcı Sözleşmesi
  • Geri Bildirim