İmparatorluktan küreselleşmeye Türk milliyetçiliği: Mehmet Akif Ersoy'un ve Erol Güngör mukayesesi

Küçük Resim Yok

Tarih

2023

Dergi Başlığı

Dergi ISSN

Cilt Başlığı

Yayıncı

Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi

Erişim Hakkı

info:eu-repo/semantics/openAccess

Özet

Küreselleşme kavramı tartışılırken genellikle ülkelerin sınırlarına (sınırsızlıklarına) atıfta bulunulmaktadır. Her ne kadar sınırlar tarihte önemini daima korumuş olsa da imparatorluklar döneminden ulus devlete geçişte ise sınırlar yeniden çizilerek yeni bir dünya düzeni kurulmuştur. Böylece küreselleşme ile bir bakıma sınırsızlığa atıfta bulunulmakta, küreselleşme ile sınırlar arasında ters ilişki görüldüğü belirtilmektedir. Küreselleşme ve imparatorluğun bu ters ilişkisi sınırlar üzerinden açıklanabilir. İmparatorluk döneminde sınırsızlıktan sınırlara doğru bir gidiş örneklendirilebilirken, küreselleşme kavramı sınırlardan sınırsızlığa doğru bir gidişi telkin etmektedir. Ekonomik, siyasi, sosyal ve kültürel alanları doğrudan etkilemesi nedeniyle küreselleşme kavramı hayatın her alanına nüfuz etmeyi başarmış bir kavramdır. Bu geniş yelpazeli küreselleşme kavramı yaşanılan pandemi süreci, devamındaki savaşlar ve göç olgusu nedeniyle ulus devlet ve milliyetçilik tartışmalarını da alevlendirmiştir. Kültürel bir temeli olması ve ulus devlet olma sürecindeki dinamikleri nedeniyle Türk milliyetçiliği genelde muhafazakârlık ile modernlik arasında gelgitler yaşamıştır. Bu minvalde; çalışmamız, İmparatorluk döneminde yaşamış Mehmet Akif Ersoy ve küreselleşmenin somut nüvelerinin görüldüğü dönemde yaşamış Erol Güngör üzerinden Türk milliyetçiliğine odaklanmaktadır. Küreselleşmenin kültür eksenli tahripkâr sonuçlarına Türk milliyetçiliği çerçevesinde iki farklı dönemde de benzer tepkilerin olduğuna değinilmiştir. Bu tepkiler genel olarak kültür, din ve milli birlik odaklıdır. Çalışmanın sonucunda İslamcılık ve milliyetçiliğin mutualist ilişkisine dikkat çekilmiştir. Tartışma kapsamında Mehmet Akif Ersoy'un ve Erol Güngör'ün yazdıklarına bir başka ifade ile esas olarak birincil kaynaklara yer verilmiştir. Tartışmayı geliştirmek adına ikincil kaynaklara da başvurulmuştur.
When discussing the concept of globalization, reference is usually made to the borders (borderlessness) of countries. Although borders have always maintained their importance in history, in the transition from the period of empires to the nation-state, borders were redrawn and a new world order was established. Thus, globalization refers to borderlessness in a way, and it is stated that there is an inverse relationship between globalization and borders. This inverse relationship between globalization and empire can be explained through borders. While during the imperial period, a movement from borderlessness to borders can be exemplified, the concept of globalization suggests a movement from borders to borderlessness. The concept of globalization is a concept that has managed to permeate every aspect of life as it directly affects economic, political, social, and cultural fields. This wide-ranging concept of globalization has also inflamed the debates on the nation-state and nationalism due to the pandemic process, the subsequent wars, and the phenomenon of migration. Due to its cultural basis and the dynamics in the process of becoming a nation-state, Turkish nationalism has generally experienced tides between conservatism and modernity. In this respect, our study focuses on Turkish nationalism through Mehmet Akif Ersoy, who lived in the Imperial period, and Erol Güngör, who lived in the period when the concrete nuclei of globalization were seen. It has been mentioned that there were similar reactions to the destructive results of globalization on the axis of culture within the framework of Turkish nationalism in two different periods. These reactions are generally focused on culture, religion, and national unity. At the end of the study, the mutualist relationship between Islamism and nationalism is emphasized. Within the scope of the discussion, the writings of Mehmet Akif Ersoy and Erol Güngör, in other words, mainly primary sources were included. Secondary sources were also used to develop the discussion

Açıklama

Sosyal Bilimler Enstitüsü, Kamu Yönetimi Ana Bilim Dalı

Anahtar Kelimeler

Siyasal Bilimler, Political Science

Kaynak

WoS Q Değeri

Scopus Q Değeri

Cilt

Sayı

Künye