Yazar "Erinç, Hakan" seçeneğine göre listele
Listeleniyor 1 - 15 / 15
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
Öğe BİTKİSEL LİF-BÜTİRİK ASİT ESTERLERİNİN ÜRETİMİ VE KEK FORMÜLASYONUNDA EMÜLGATÖR OLARAK KULLANIMI(2023) Erol, Sena; Erinç, HakanSunulan bu çalışmada, nispeten kısa ve ince lifler içeren bir buğday kepeğinden, ıslak öğütme tekniği kullanılarak selüloz içeriği yüksek lifler elde edilmiş ve sonrasında bütirik asit ile beş farklı derecede esterleştirilmiştir. Bu esterleştirme işlemi ile farklı oranlarda hidrofilik ve lipofilik gruplara sahip bitkisel lif-bütirik asit esterleri üretilmiştir. Elde edilen bu ürünlerin karakterizasyonu için esterleşme derecesi, su tutma kapasitesi, FTIR (Fourier Dönüşümlü Kızılötesi Spektroskopi), SEM (Taramalı Elektron Mikroskopi) ve TGA (Termogravimetrik Analiz) analizleri gerçekleştirilmiştir. Ürünlerin karakterizasyonu tamamlandıktan sonra, bu bitkisel lif-bütirik asit esterleri emülgatör olarak kullanılması amacıyla kek formülasyonuna eklenmiştir. Kek örneklerinin renk, kurumadde içeriği ve tekstürel özellikleri incelenmiştir. Yapılan analizler sonucunda, tüm örneklerin renk değerleri ve kuru madde içerikleri kontrol örneğine benzer bulunmuştur. Ancak, tekstürel analizlerde sertlik, gamlılık ve çiğnenebilirlik değerlerinde hafif bir azalma gözlemlenmiştir.Öğe Effect of Hazelnut Oil and Microencapsulated Hazelnut Oil Usage on Physicochemical and Textural Properties of Cake(2021) Emlek, Betül Oskaybaş; Cevik, Kutlu; Alaşalvar, Hamza; Erinç, Hakan; Yalçın, Hasan; Yıldırım, Zeliha; Özbey, AyşeMicroencapsulation is widely used as an effective method for protecting oils containing unsaturated fatty acids against oxidative deterioration. The use of microencapsulated oil powder can affect the textural and physicochemical characteristics of bakery products. In the present study, microencapsulated hazelnut oil powder (MHOP) was prepared in skim milk powder (SMP) with oil/SMP ratio of 1/1 using a spray dryer. Cakes were produced using only hazelnut oil (control) and also with substitution of hazelnut oil by MHOP at substitution rates of 50% and 100%. The flow properties indicated that the cake batter presented pseudoplastic behavior with the use of MHOP. Consistency index values of the batters were increased significantly (p<0.05) with the increase in MHOP substitution. An increase in MHOP-substitution reduced the L* values of crust and crumb colors. MHOP substitution had a similar effect on the b* values of crust and crumb color, but the ?* values of crust color did not affect by the MHOP substitution. Moisture content of cakes decreased from 19.06% to 17.30% with increase in the amount of MHOP. The water activity values of cakes were in the range of 0.74-0.75. MHOP substitution was found to be significant (p<0.05) in affecting the hardness value of cakes. The highest hardness value of cakes was obtained with a substitution of 100% MHOP. The results showed that certain amounts of MHOP could be used to improve the texture and physicochemical properties of the cake.Öğe EFFECTS OF FAT TYPE ON THE TEXTURAL PROPERTIES OF CORN PUREE(2018) Erinç, HakanIn this study, corn flour, milk powder, sugar, emulsifier, and fat (milk fat, palm stearin, sunflower oil andmixture of palm stearin and sunflower oil) were used to produce corn puree. After producing the corn puree,the textural properties of the samples were determined to prepare a formula for a viscoelastic corn puree asa new nutritious product for the food industry. The viscoelastic properties of corn puree samples preparedby various ratios of different fat sources and mix (milk fat, palm stearin, sunflower oil, and a mixture of palmstearin and sunflower oil) were evaluated in the temperature range of 25 to 50°C using a texture analyzer.As the amount of fat increased (40%), the corn puree produced became softer except the sample containingpalm stearin, which was found to be harder. As the temperature was reduced, the firmness and work ofshear values of purees produced using 10-40% of fat increased.Öğe FARKLI BOYUTLARDA KİNOA KEPEK UNU KULLANIMININBİSKÜVİLERİN FİZİKSEL, DUYUSAL VE TEKSTÜREL ÖZELLİKLERİÜZERİNE ETKİSİ(2020) Erinç, HakanKinoa, mükemmel besin değeri nedeniyle insan diyeti için oldukça önemlidir. Ancak, kinoanın teknolojik uygulamaları, glutensiz yapısı nedeniyle daha az ilgi görmüştür. Ayrıca kinoa yan ürünü olan kinoa kepeği esas olarak hayvan yemi olarak kullanılsa da insan sağlığı üzerinde olumlu etkisi olan potansiyel bir diyet lifi kaynağıdır. Bu çalışmada farklı boyutlarda kinoa kepek unu kullanımının bisküvilerin fiziksel, tekstürel ve duyusal özellikleri üzerine etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla, kinoa kepekleri değirmende 5 farklı boyutta öğütülmüş ve buğday unundan yapılmış bisküvilere %25 oranında eklenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre kinoa kepek ununun boyutları küçüldükçe örneklerin kuru madde oranı artış göstermiştir. Yine kepek unu boyutlarının küçülmesi ile bisküvilerin dış parlaklık değerlerinde artış gözlenmiştir. Bisküvilerin tekstür ve duyusal özelliklerinde kinoa eklenmesi sonucunda azalış belirlenmiştir. Bu çalışma farklı boyutlardaki kinoa kepek unu ile zenginleştirilen bisküvilerin özelliklerinde meydana gelen değişimleri ortaya koymuştur.Öğe Farklı nişasta kaynakları ile üretilen köfterlerin renk ve tekstür özelliklerinin araştırılması(2023) Alaşalvar, Hamza; Erinç, HakanBuğday unu birçok gıda içerisinde kullanılan önemli bir besin maddesidir. Ancak bazı tüketiciler, buğday ununda bulunan gluten proteininin tüketimi ile tetiklenen çölyak hastalığına sahiptirler. Bu yüzden, bu çalışmada yöresel bir ürün olan köfterde buğday ununa alternatif olarak buğday, mısır ve patates nişastalarının kullanımının renk ve tekstürel özellikler üzerine etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Üretiminde patates nişastası kullanılan köfter örneği buğday unu ile benzer parlaklık değeri göstermiştir. Farklı kaynaklardan nişasta kullanımı ile kırmızılık değerinde azalmalar gözlenmiş olmasına rağmen patates nişastası kullanımı ile buğday ununa benzer değerler elde edilmiştir. Ayrıca en düşük sarılık değeri mısır nişastası kullanımı ile ölçülmüştür. Sertlik ve esneklik bakımından buğday unu ve patates nişastası kullanımı ile elde edilen sonuçlar benzerdir ancak patates nişastası kullanımı ile en yüksek yapışkanlık değeri ölçülmüştür. Korelasyon analizden elde edilen sonuçlara göre farklı nişasta kaynaklarının kullanımı ile birlikte köfter örneklerinin renk ve tekstürel özellikleri arasında negatif yönlü bir ilişkinin olduğu belirlenmiştir. Bu çalışmadan elde edilen sonuçlar farklı kaynaklardan elde edilen nişastaların köfter üretiminde kullanımının renk ve tekstürel özellikler üzerine önemli etkilerinin olduğunu göstermiştir.Öğe Farklı tür süt ve kefir tanelerinden üretilen kefirlerin antioksidan ve antimikrobiyal aktivitesi(2014) Özbey, Ayşe; Erinç, Hakan; Yıldırım, Zeliha[Abstract Not Available]Öğe Kimyasal yöntemle konjüge linoleik asit üretimi ve saflaştırılması(Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi / Fen Bilimleri Enstitüsü, 2018) İşler, İbrahim Hakkı; Erinç, HakanKonjüge linoleik asit (KLA), kimyasal olarak linoleik asitin alkali izomerizasyonu ile üretilir. Bu ticari sentez, toplam KLA içeriğini maksimize etmeye odaklanmıştır; ancak tüm KLA izomerleri sağlık açısından faydalı olmayıp sadece bazı KLA izomerleri sağlığın korunması açısından yararlıdır. Bu çalışmanın ilk amacı aspir yağından KLA izomerlerinin üretiminde sıcaklık ve zamanın etkisini ortaya koymaktır. Bu amaçla KLA üretimi farklı sıcaklıklarda (80-240°C) ve farklı zaman aralıklarında (1-10 saat) gerçekleştirilmiştir. Alkali izomerizasyon ile optimum koşullar (faydalı izomerler için) altında (8 saat-240°C) %87,8'lik bir dönüşüm sağlandı ve %40,96 10trans-12cis, %40,37 9cis-11trans ve %6,35 istenmeyen KLA izomerleri elde edildi. Bu çalışmanın ikinci amacı sıcaklık ve farklı çözücülerin KLA izomerlerinin saflaştırılması üzerindeki etkisini belirlemek olup bu amaçla farklı çözücüler (aseton, hekzan, metanol ve petrol eter) içeren KLA çözeltileri çeşitli sıcaklıklarda (0 ila -85°C) kristalize edilmiş ve en yüksek KLA konsantrelerinin (%94), %38,1'lik bir verimle çözücü olarak aseton kullanılarak -55°C'de elde edilmesine karşın, en yüksek verimin (%89,6) %88,1'lik bir saflıkla -85°C'de petrol eteri kullanılarak elde edildiği belirlenmiştir.Öğe KONJUGE LİNOLEİK ASİT İLE ZENGİNLEŞTİRİLMİŞ YAĞIN YAĞSIZ SÜTTOZU VE MALTODEKSTRİN KARIŞIMI İLE MİKROENKAPSÜLASYONU VEMİKROKAPSÜLLERİN KARAKTERİZASYONU(2020) Erinç, Hakan; Alaşalvar, HamzaKonjuge linoleik asit (KLA), insan sağlığı üzerine birçok olumlu etkisi olan fonksiyonel bir bileşiktir. Fakat düşük oksidasyon stabilitesi ve suda çözünürlük özellikleri bu bileşenin gıdalarda kullanımını sınırlamaktadır. Bu çalışmada, KLA bakımından zenginleştirilmiş bir yağın püskürterek kurutma yoluyla enkapüslasyonunda kaplama maddesi olarak yağsız süt tozu ve maltodekstrinin farklı oranlarda kullanımının mikroenkapsülasyon verimi ve mikroenkapsülasyon etkinliği üzerine etkileri incelenmiştir. Mikroenkapsülasyon verimi ve mikroenkapsülasyon etkinliği sırasıyla %21.35-42.92 ve %16.32-73.91 değerleri aralığında belirlenmiştir. Elde edilen verilere göre en uygun kaplama maddesi oranı %70 yağsız süt tozu ve %30 maltodekstrin içeren karışım olarak belirlenmiştir. Ayrıca, bu noktada elde edilen mikrokapsülerin moleküler, morfolojik ve termal özellikleri Fourier dönüşümlü kızılötesi spektrokopisi, taramalı elektron mikroskobu ve termogravimetrik analiz kullanılarak karakterize edilmiştir.Öğe LİNOLEİK ASİDİN SAFLAŞTIRILMASINDA DÜŞÜK SICAKLIK KRİSTALİZASYON YÖNTEMİNİN ETKİNLİĞİ(2019) Erinç, Hakan; İşler, İ. Hakkı; Salur, FatmaBu çalışmada linoleik asidin saflaştırılması amacıyla düşük sıcaklık kristalizasyon yönteminde farklıçözücülerin ve sıcaklıkların etkinliği araştırılmıştır. Bu amaçla aspir yağı sabunlaştırıldıktan sonraasitlendirilerek serbest yağ asitleri elde edilmiş, farklı çözücüler (petrol eter, izooktan, hekzan, aseton, izopropil alkol, metanol ve etanol) ve farklı sıcaklık değerleri (-40, -55 ve -70°C) kullanılaraklinoleik asidin saflaştırılması gerçekleştirilmiştir. Yapılan çalışma sonucunda, -70°C’de kristalleşmeyen fazın çözücü olarak aseton kullanımı ile %98.17 ±1.91 ve hekzan kullanımı ile %92.61 ±1.63saflıkta linoleik asit içerdiği belirlenmiştir. Hekzan kullanımı ile verim %63.99 ±1.19 iken asetonkullanımında bu oran %47.60 ±1.38 olarak belirlenmiştir. Diğer çözücülerin ise aspir yağından düşük sıcaklık kristalizasyon yöntemi ile linoleik asidin saflaştırılmasında çok fazla etkin olmadığıbelirlenmiştir.Öğe LİTYUM KLORİT/DİMETİLASETAMİT ORTAMINDA NANOSELÜLOZUN ASETİK ANHİDRİT VE FARKLI YAĞ ASİTLERİ İLE ESTERİFİKASYONUNUN OPTİMİZASYONU(2021) Erınç, Ozlem; Erinç, Hakan; Mert, Behic; Özbey, AyşeSunulan bu çalışmada buğday kepeği, mısır koçanı ve ayçiçeği tablasından mikro-akışkan tekniği kullanılarak nanolifler elde edildikten sonra farklı zincir uzunluklarına sahip yağ asitleri (C6, C12, C18, C18:1) ile farklı derecelerde esterleştirilmesinin optimizasyonu yapılmıştır. İlk olarak, selülozik materyal NaOH ile muamele edildi ve daha sonra nano-selüloz lifi elde etmek için kolloid değirmen ve mikro akışkanlaştırıcıda öğütüldü. Bu liflerde selüloz, lignin ve su tutma kapasitesi analizleri yapılmıştır. Örneklerin selüloz içeriği arttıkça su tutma kapasitelerinin arttığı belirlendi. Bu lifler, farklı esterleşme derecelerinde nanoselüloz-yağ asidi esterleri elde etmek için farklı yağ asitleri ile esterleştirildi. Bu sayede, farklı hidrofilik ve lipofilik gruplara sahip nano- selüloz yağ asidi esterleri elde edildi (esterleşme dereceleri 0,41-2,99). Reaksiyon süresinin ve kullanılan yağ asidi miktarının arttırılması, esterleşme reaksiyonunun yüksek oranda gerçekleşmesini sağladı. Maksimum esterleşme derecesine sahip ürünler, 90°C'de 300 dakika sonunda anhidroglükoz birimi başına ortalama 2.45 asetil grubu ve 0.55 yağ asidi olarak elde edildi. Sonuç olarak, selülozun farklı yağ asitleri ve asetik anhidrit ile DMAc/LiCl ortamında farklı derecelerde esterleştirilmesi sağlandı.Öğe MALAKSİYON SICAKLIK VE SÜRESİNİN ZEYTİNYAĞININ BAZI ÖZELLİKLERİ ÜZERİNE ETKİSİ(2018) Erinç, Hakan; Yorulmaz, Aslı; Tekin, AzizÇalışmanın amacı farklı malaksiyon süre (30, 60 ve 90 dk) ve sıcaklıklarının (30, 45 ve 60°C) Edremit yağlıkve Memecik zeytinyağlarının kalite kriterleri ile oksidatif stabiliteleri üzerine etkilerinin belirlenmesidir. Buamaçla Edremit yağlık ve Memecik çeşitlerine ait zeytinler laboratuvar koşullarında kırma, malaksiyon,presleme ve santrifüjleme işlemlerine tabi tutularak natürel sızma zeytinyağları elde edilmiştir. Çalışmada,Memecik zeytinyağının serbest yağ asitliği, peroksit değeri ve toplam fenol miktarının Edremit yağlıkzeytinyağından daha yüksek olduğu, bununla birlikte K232 veK270 ile indüksiyon periyodunun Edremit yağlıkzeytinyağında daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Malaksiyon süresi ve sıcaklığının zeytinyağlarının serbestyağ asitlikleri, K232 ve K270 değerleri ve toplam fenol miktarları üzerine etkisi olmadığı belirlenmiştir. Bununlabirlikte malaksiyon süresinin artmasıyla birlikte peroksit değerlerinde hafif bir artış olduğu gözlenmiştir.Malaksiyon sıcaklığının artması ile indüksiyon periyodunun arttığı saptanmıştır. Diğer taraftan, zeytinyağlarınyağ asidi kompozisyonları üzerine malaksiyon şartlarının önemli bir etkisi olmamıştır.Öğe MARGARİN FORMÜLASYONUNDA KONJÜGE LİNOLEİK ASİTKULLANIMININ DEPOLAMA STABİLİTESİ ÜZERİNE ETKİSİ(2020) Güney, Ayşe; Alaşalvar, Hamza; Erinç, HakanSunulan bu çalışmada, konjüge linoleik asit (KLA) bakımından zengin margarin formülasyonlarının üretiminde iki farklı formda (esterifiye ve mikroenkapsüle), farklı miktarlarda KLA kullanım olanakları araştırılmıştır. Bu amaçla, üretilen margarinlerin karakterizasyonu yapılmış ve 120 gün süresince depolama stabiliteleri belirlenmiştir. Depolama süresinde KLA ve mikro-enkapsüle KLA miktarının artması ile parlaklık ve yeşillik değerlerinde bir miktar azalma gözlemlenmesine rağmen, sarılık değeri bir miktar artmıştır. Ayrıca depolama süresince yapılan serbest yağ asitliğinde KLA miktarının artması ve depolama süresinin uzaması ile bir miktar azalma meydana gelmiştir. Peroksit sayısında ise depolama süresince KLA miktarının artması ile bir miktar artma gözlemlenmiştir. Bir diğer oksidasyon analizi olan malonaldehit analizinde ise KLA kullanımı ile çok az bir miktarda artış gözlenmiştir.Öğe Mikrobiyal ve Kimyasal Yöntemlerle Konjüge Linoleik Asit Üretimi(2017) Erinç, Hakan; Yıldırım, ZelihaBu projenin amacı, cevap yüzey metodu kullanılarak kimyasal ve mikrobiyolojik metotlarla (duragan hücre ve geçirgenligi degistirilmis hücre) aspir yagından konjüge linoleik asit (KLA) üretiminin optimizasyonu ve olusan KLA izomerlerinin belirlenmesidir. Bu amaç dogrultusunda çesitli gıdalardan 512 adet bakteri izole edilmis ve L. curvatus HLS ve L. plantarum HP1 en fazla KLA üretme potansiyeline sahip bakteriler olarak belirlenmistir. Optimizasyon çalısmaları sonucunda LA'dan KLA dönüsümü için optimum kosullar, L. curvatus HLS için pH 8 ve 37°C, L. plantarum HP1 için ise pH 5 ve 37°C olarak bulunmustur. Bu sartlarda L. curvatus HLS %33 ve L. plantarum HP1 %35 oranında KLA dönüsümü saglamıstır. KLA verimini arttırmak amacıyla L. curvatus HLS ve L. plantarum HP1 nisin ile lize edilmis ve KLA dönüsümü %69,4 ve %79,5 oranlarına çıkarılmıstır. L. curvatus HLS ve L. plantarum HP1 ile 3 farklı KLA izomeri üretilmis olup, bunlar 9trans-11trans (%54,1 ve %62,6), 10trans-12cis (%5,4 ve %4,41) ve 9cis-11trans (%9,9 ve %12,5) olarak tespit edilmistir. Diger yandan, alkali (KOH) ile izomerizayon yönteminde ise 240°C sıcaklıkta 6 saat muamele sonucunda %87,7 KLA üretimine ulasılmıstır. Bu yöntem ile 10trans-12cis (%40,9) ve 9cis-11trans (%40,4) izomerleri yanında istenmeyen izomerler de (%6,4) olusmustur. Üretilen KLA izomerlerinin saflastırılmasında düsük sıcaklık kristalizasyon yöntemi kullanılmıs olup, KLA izomerleri içeren karısım petrol eteri ile farklı sıcaklıklarda fraksiyonlarına ayrılmıstır. En yüksek KLA verimi, (-)25°C'de L. curvatus HLS ve L. plantarum HP1 için %78 ve %85, alkali izomerizasyonda ise (-)55°C'de %73,5 olarak bulunmustur. Sonuç olarak, bakteriyel olarak KLA üretimi, fonksiyonel gıdaların gelistirilmesi için yeni fırsatlar saglamaktadır. Alkali izomerizasyon metoduna göre KLA dönüsüm miktarı nispeten az olmasına ragmen, dogal olmayan izomerler olusmamaktadır. Dolayısıyla fonksiyonel özellikleri daha üstün ve saglık açısından daha faydalı izomerler üreteceginden, bakteriyel olarak KLA üretiminin ticari olarak yaygınlasacagı öngörülmektedir. Farklı gıdalardan izole edilen 512 bakteri içerisinden en fazla KLA üretme potansiyeline sahip bakteriler L. curvatus HLS ve L. plantarum HP1 olarak belirlenmistir. LA'dan KLA dönüsümü için optimum kosullar, L. curvatus HLS için pH 8 ve 37°C, L. plantarum HP1 için ise pH 5 ve 37°C olarak bulunmustur. Bu sartlarda L. curvatus HLS %33 ve L. plantarum HP1 %35 oranında KLA dönüsümü saglamıstır. KLA verimini arttırmak amacıyla L. curvatus HLS ve L. plantarum HP1 nisin ile lize edilmis ve KLA dönüsümü %69,4 ve %79,5 oranlarına çıkarılmıstır. L. curvatus HLS ve L. plantarum HP1 ile 3 farklı KLA izomeri üretilmis olup, bunlar 9trans-11trans (%54,1 ve %62,6), 10trans-12cis (%5,4 ve %4,41) ve 9cis-11trans (%9,9 ve %12,5) olarak tespit edilmistir. Diger yandan, alkali (KOH) ile izomerizayon yönteminde ise 240°C sıcaklıkta 6 saat muamele sonucunda %87,7 KLA üretimine ulasılmıstır. Bu yöntem ile 10trans-12cis (%40,9) ve 9cis-11trans (%40,4) izomerleri yanında istenmeyen izomerler de (%6,4) olusmustur. Üretilen KLA izomerlerinin saflastırılmasında düsük sıcaklık kristalizasyon yöntemi kullanılmıs olup, KLA izomerleri içeren karısım petrol eteri ile farklı sıcaklıklarda fraksiyonlarına ayrılmıstır. En yüksek KLA verimi, (-)25°C'de L. curvatus HLS ve L. plantarum HP1 için %78 ve %85, alkali izomerizasyonda ise (-)55°C'de %73,5 olarak bulunmustur. Sonuç olarak, bakteriyel olarak KLA üretimi, fonksiyonel gıdaların gelistirilmesi için yeni fırsatlar saglamaktadır. Alkali izomerizasyon metoduna göre KLA dönüsüm miktarı nispeten az olmasına ragmen, dogal olmayan izomerler olusmamaktadır. Dolayısıyla fonksiyonel özellikleri daha üstün ve saglık açısından daha faydalı izomerler üreteceginden, bakteriyel olarak KLA üretiminin ticari olarak yaygınlasacagı öngörülmektedir.Öğe Nano-Selüloz Yağ Asidi Esterlerinin Sentezlenmesi ve Karakterizasyonu, Model Emülsiyonlarda ve Sıvı Margarin Üretiminde Kullanılması(2022) Erinç, Hakan; Özbey, Ayşe; Mert, Behiç; Erinç, ÖzlemSunulan bu projede nispeten kısa ve ince lifler içeren bitkisel kaynaklardan (buğday kepeği, mısır koçanı ve ayçiçek tablası) mikro-akışkan tekniği kullanılarak nano lifler elde edilmiş ve sonrasında farklı zincir uzunluklarına sahip yağ asitleri ile farklı derecelerde esterleştirilmiştir. Bu sayede, farklı kaynaklardan farklı oranlarda hidrofilik ve lipofilik gruplara sahip nanoselüloz-yağ asidi esterleri elde edilmiştir. Oluşturulan selüloz-yağ asidi esterleri model emülsiyonlarda ve sıvı margarin üretiminde kullanılmıştır. Projenin ilk aşamasında bitkisel kaynaklardan (buğday kepeği, mısır koçanı ve ayçiçek tablası) elde edilen selüloz içeriği yüksek ham maddeler NaOH ile muamele edildikten sonra koloit değirmenden ve mikro-akışkanlaştırıcıdan geçirilerek nanoselüloz lifleri elde edilmiştir. Daha sonra bu lifler 6,12 ve 18 C?lu yağ asitleri ile farklı oranlarda esterleştirilerek nanoselüloz-yağ asidi esterleri üretilmiştir. Elde edilen nanoselüloz-yağ asidi esterleri öncelikle model yağ-su emülsiyonlarında farklı oranlarda kullanılarak emülsiyon oluşturma kabiliyetleri belirlendikten sonra karakterize edilmiş ve uygun özelliklere sahip olan örnekler sıvı margarin üretiminde emülgatör olarak kullanılmıştır. Çalışmalar sonucunda farklı kaynaklardan elde edilen selüloz içeriği yüksek nanolifler farklı yağ asitleri ile farklı derecelerde esterleştirilmesinin optimizasyonu sağlanmış ve böylece farklı emülsiyon tiplerine uygun farklı nanolif-yağ asidi esterlerinin üretimi gerçekleştirilmiştir.Öğe THE EFFECT OF IRRIGATION ON OLIVE AND OLIVE OIL CHARACTERISTICS(2019) Yorulmaz, Aslı; Erinç, Hakan; Tatlı, Abidin; Tekin, AzizThe aim of the study was to identify the changes in olive and corresponding olive oil characteristics in responseto irrigation. Five olive cultivars (Halhalı, Sarı ulak, Nizip Yağlık, Kilis Yağlık and Karamani) from Turkish originwere harvested from their own traditional growing region (Mardin, Mersin, Gaziantep, Kilis and Hatayrespectively) from both irrigated and non-irrigated trees (rain-fed) for two consecutive crop years. Olives wereprocessed to oil with a laboratory scale system. Olive fruits were analyzed for their physico-chemical propertiesand phenolic composition and olive oils were analysed for fatty acid, triacylglycerol and sterol composition.Results have shown that average weight, flesh/pit ratio of olives were lower and dry matter and oil content werehigher in rain-fed trees than irrigated ones. Phenolic content and composition of fruits were cultivar dependentand responded differently to water supplement. Fatty acid composition of olive oils mainly remained unchanged,however the concentration of individual triacylglycerols behaved in distinct ways. Total sterol and ?-sitosterolcontents increased and decreased for various cultivars whereas ?-5-avenasterol increased in all cases. Sarı ulakvariety was well separated from other varieties by principal component and hierarchical cluster analysis both inrain-fed and irrigated treatments.